Pesimizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pesimizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2009 Salı

Championship Manager 2010

İlk olarak bir haberde Türkçe dil desteği olacağını duydum. Dedim ki sonunda buradaki oyun satışları büyük devlerinde iştahını kabarttı. Pek önemsemeden, nasıl olsa SI bile 3B'ta dişe gelen bir oyun yapamadığından bunlardan da iş çıkmaz deyip geçtim.

Ardından Oyungezer forumlarında demonun çıktığını duydum. Millet birbirine girmişti bile. SI'cı takımı ile CM'nin tekrar canlandığını söyleyen gözleri ışık saçan umutlu takım karşı karşıya geçip, oyunlarını korumaya çalışıyorlardı. Eh bir deneyeyim deyip geçen Pazar demoyu çektim netten. Dün şöyle bir bakayım diyerek kurulumu yaptım. Eh Türçe diyede yazmış adamlar, seçtim ana dilimi ve başlattım oyunu. Kalburüstü giriş demosu ve cırtlak mavi arka planı ile CM10 ekranımı kapladı. Sadece Türkiye'yi seçip, unutulmaz CM 00-01'in arada yemek yedirten kurulum aşamasını sadece iki dakikada geçtim. FM sonrası bu süreler çok kısaldı gerçi. Oyun açılınca Birinci Lig'den Altay'ı seçtim ve karşıma Outlook tarzı bir elektronik posta kutusu geldi. Şeytan ayrıntıda gizlidir diye boşuna dememişler. Önce Başkandan gelen mesajı okurken, tık diye yardımcımdan, yetenek avcısı ekibimden, antrenörlerden hafif hafif mesajlar gelmeye başladı. Neredeyse gönder al yapacaktım var mı başka mail diye :) - o kadar da değil.

Yeni takımımda kadroya bir bakış attım. En çok beni sıkan şey listeye as takımın direkt gelmesine rağmen siz seçince eklenen yedek ve genç takım kadrolarının her adam ayrıntılarına girilip geri gelince listeden otomatik olarak as takıma dönmesi oldu. Futbolcuların bilgi ekranlarında değişik dizayn nedeniyle başta FM'deki tokluk hissini alamadım. Mesela adamların hangi ayaklarını kullandıklarını gösteren yeri ancak bir on dakika sonra fark edebildim ki hemen istatistiklerin altında yer alıyormuş.

Takımı inceledikten sonra, özelliklede 4-4-2 ile oynamaktan sıkılan birisi olarak (menajerlik oynuyoruz sonuçta bir farkımız olsun futbol dünyasında) 3-4-1-2 ile oynayabileceğimi düşünüp taktik ekranına gittim. CM10 FM'e ilk kroşeyi burada patlatmış arkadaşlar.
  • Toplu ve topsuz alanda oyuncuların duracakları yerleri belirleyebiliyoruz,
  • Serbest vuruşları dizayn edebiliyoruz (USM'den sonra ilk defa görüyorum bu özelliği sahalarda :))
  • Kişisel direktifleri çok daha rahat verebiliyoruz.
  • Takım içerisindeki paslaşma rotasyonunu sürekle bırak mantığıyla çok rahat ayarlayabiliyoruz.
Hızla gerekli ayarları yaptım. Forvetin arkasındaki oyun kurucuyuda serbest oyuncu yapıp, kafaya iyi çıkan forvete kafa pası, hızlı olan forvetinde önüne top açmasını istedim.

Antrenman seçeneklerine fazla bakamadım. Hızla maç motorunu görmek istiyordum. Sadece yedek takım ile bir antrenman maçı yaptırdım ve orada da anında motor açılıp Sensible'daki gibi maçı göstermeye başladı.

İlk maçıma Manisaspor karşında çıktım. Maç öncesi yaptığım konuşma ekranıda ne yazık ki FM'e ikinci bir kroşe patlattı. Gerçekten daha ayrıntılı ve etkili seçenekler var orada da. Ardından maça geçtim. Maç motoru bazı hatalar haricinde son derece iyi optimize edilmiş ve takım için belirlediğiniz taktikler gerçekten gözle görünür bir şekilde uygulanmakta. FM'de iki boyutlu alanda bile 4-4-2 harici bir taktikte futbolcular zoraki 4-4-2 görünümüne geliyordu. Takıma verdiğiniz direktifleri sahada birebir görmek insana ayrı bir tatmin veriyorki bunu sanırım FM 07'den beri tatmamıştım.

Genel anlamda oyunun zorluk seviyesi bayağı bir düşük tutulmuş. Zira beni sadece yabancıları ile parçalayabilecek olan Manisaspor üçlü defansımı bir türlü geçemedi ve 3-0 kazandığım maçta bir golü kafacı forvetim diğerlerini de 10 numaramın asistleriyle geniş alanlarda iyi iş yapan forvetim kaydetti. Goller olduktan sonra tekrarda kamera zoom yapıp sanki tv hissi vermeye çalışmış, güzel de olmuş.

Maç sonrası menünün üstünde kayan haberlere acaba nereden erişirim diye baktım ve karşımda UEFA Magazine tadında sadece çevirisinden puan kırabileceğim haber sayfasını gördüm. Her kıtadan, her ülkeden son derece mantıklı adeta internet spor haberleri okurmuşsunuz gibi bir iki saatinizi sadece son dedikodularda harcatabilecek bir kaynak var.

Bir başka ekside haberlerdeki çevirme düşüklüklerini görünce İngilizce'ye geçmek istesemde seçeneklerde bunun bulunmaması oldu. Umarım tüm sürümde hem bu çoklu dil seçeneğini hem de ilk bahsettiğim filtredeki bozulma olaylarını düzeltirler.

Antrenman konusunda da bilgi sahibi olunca tekrar yazacağım. Fakat söylenecek tek şey aradan geçen üç senenin Beautiful Games'e sonunda SI Sports'a rakip olabilecek kıvamda bir ürün çıkarma şansını verdiği. EA - Konami arasındaki Fifa - PES rekabeti bizlere nasıl ancak yıllar sonra yaradıysa, menajerlik egomuzu tatmin edebileceğimiz FM rezaletinden sonra artık bir CM10 seçeneğimiz var. Artık SI Sports'da bu yeni doğan güneşi görüp ya kaçacak yer arar ya da onlarda kendilerine çeki düzen verir ki ikinci seçeneği seçecekleri ortada.

Bol galibiyetli sezonlar :)...

25 Mart 2009 Çarşamba

(Kısa Kısa) Felsefe Tarihi, Alfred Weber

Bugün yazmak istediğim konu yavaş yavaş okuduğum kitapta yer verilen, Schopenhauer'in atası olarak kabul edilen, Hegesias ile içinde bulunduğu dönemi.

Hegesias'ın oluşturduğu akıma ilk yol açan Aristippos, hayatın amacının haz olduğunu ama bu hazzında bir saniyelik değil, devam eden sevinçten ve sürekli hal olarak ahlaki memnunluktan oluştuğunu belirtmektedir. İşte bu akım Hedonizm olarak tarihte yerini alır. Aristippos "kendimi eşyaya değil, eşyayı kendime bağımlı kılmaya çalışıyorum" diyerek tüm davranışlarımızda aklımızın isteklerimizin önünde olması gerektiğinide belirtiyor.

Aristippos'un Hedonizm akımını öğrencileri geliştirmeye devam etmişlerdir. Hegesias, Hedonizm üzerine yaptığı değişik açıklamalarla "peisithanatos" yani "intihara sürükleyen - ikna eden" lakabını kazanır. Hegesias, hayatta keder ve kötülüklerin görece mutluluklardan çok daha fazla olduğunu, zaten bu öğeler olmadan elde edilecek mutluluğunda sadece kuruntuya yol açacağını belirtir. Burada Hegesias'ın öncülü Aristippos'tan keskin bir şekilde ayrılır ve böyle bir düzen içerisinde hayatın amacının hiçbir şekilde elde edilemeyeceğini söyleyip, hayatın değersiz olduğu sonucunu çıkarır. Böylece, lakabını kazanmasını sağlayan önermesine de kavuşur: "Nihayet, şu halde ölüm hayata tercih edilmelidir, çünkü negatif mutluluk, elemin mutlak olarak ortadan kaldırılmasından ibaret bulunduğuna göre, hiç olmazsa o bize mümkün olan biricik mutluluğu verir." Hedonizm'in bu radikal yorumu "Pesimizm" adıyla anılmaktadır.

Pesimizmin karşıt akımı olarak ise İdealizm alınabilir zira İdealistler hayatta daha yüksek bir amaç, erdemin kazanılması gerektiğine inanarak, hayatın tek başına olmasa da yüksek amaca ve erdeme ulaşmak için bir araç olarak değerinin var olduğunu inanırlar.

İdealizmin bir başka radikal yorumuda Kinizm olarak ortaya çıkarki, Kinikler hazzın bir kötülük olduğunu, maddi ve zihni bütün zevklerden kendilerini tamamıyla uzak tutmak sayesinde ancak erdemli olunabileceğini öne sürmüşlerdir.

Böylece Schopenhauer'in temel düşünce oluşumlarının nerelerden kaynaklandığını görmüş olduk...