22 Mart 2012 Perşembe

6. Marketing Power Konferansı - V. Oturum: Digital Marketing'de Yeni Trendler ve Yaratıcı Sosyal Medya Uygulamaları

Edutainment şirketine ait IV. oturum sonrası, V. oturumda moderatör olarak 41-29 Ajans'ın kurucusu Alemşah Öztürk ve konuşmacılar olarak da Turkuvaz Medya Digital ve Radyo Reklam Satış Genel Müdürü Neslihan Mesutoğlu, TTNET Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı İlker Koçak ile MedyaNet Genel Müdürü Rima Erdemir'in eşliğinde Digital Marketing'de Yeni Trendler ve Yaratıcı Sosyal Medya Uygulamaları başlıklı konu incelendi.

Oturumda Alemşah Bey ajanslar açısından Dijital Pazarlama uygulamaları ile ilgili bilgiler verirken, katılımcılardan İlker Bey TTNET tarafından yapılan ve son dönemde en büyük başarıya ulaşmış olan bir örneklerini paylaştı. Bu kampanya da bir Facebook sayfası ve TTNET Müzik bir araya getirilmiş. Bedük'ün daha önce yayınlanmamış olan bir şarkısını Facebook sayfasına belirlenen adette müşteri katılıp "like" seçeneğine tıklayana kadar yayınlamamışlar. Sonuçta 24 saatten kısa bir sürede 25.000 kişi "like" seçeneğini tıklamış ve "80.000" potansiyel müşteri ilk defa TTNET Müzik sayfasına girerek şarkıyı dinlemiş. TTNET Müzik servisine ilgi çekmek için başarılı bir kampanya olarak görülüyor.

Bir başka başarılı servis olarak da Neslihan hanım Sabah Gazetesinin ücretli kullanılan iPad ve iPhone uygulamalarını gösterdi. Neslihan hanımın vermiş olduğu bilgilere göre gazetenin bu yolla okunma oranı artmış durumdaymış. Neslihan hanım ayrıca dijital pazarlamanın yükselen bir trend olsa da tek başına yeterli olmadığını kampanyalar da tümleşik mecra yönetiminin başarının şartı olduğunu ve dijital pazarlama aksiyonlarında kullanılacak kanala göre (LinkedIn, FaceBook, Twitter, vs) iletişim jargonunun değişmesi gerektiğini belirtti.

Rima hanım ise genel olarak ajanslar içerisinde Dijital ve Mobil Medya bölümlerinin olmamasının bu alanda faaliyet göstermek isteyen markaların önünü kesici bir etkiye sahip olduğunu gösterdi.


Oturum sonunda İlker Bey'e Cloud Gaming ile ilgili bir çalışmaları olup olmadığını ve PlayStore'u bu yönde geliştirip geliştirmeyeceklerini sormak istiyordum ama soru cevap bölümüne geçilmeden ara verildi. Hızla yanına gidip sorumu sorduğumda ise Cloud alanında projelerinin bulunduğunu ama detay veremeyeceğini gülümseyen bir ifadeyle paylaştı.

6. Marketing Power Konferansı - III. Oturum Müşterinizin Bilinçaltını Keşfedin ve Müşteriniz Gibi Düşünün

III. oturumun konuşmacıları Brand Experience Dergisinin de kurucusu olan ve pek çok farklı Pazarlama Derneğinin Başkanlığı ile öğretim görevlisi olan Eser Hakim ile alanının lideri konumunda bulunan ve Creative Matters şirketinin kurucusu Patrick Collister.

Oturumu açan kişi Eser Hakim oldu. Eser hanımın üzerinden geçtiği belli başlı noktalar:

1. Neo Marketing alanındaki kaynaklara göre satın alma siparişlerinin sadece %10'u bilinçli kararlardan, geri kalan %90'lık kısmın ise bilinçaltı kararlardan kaynaklanmakta olduğu,

2. Yapılan araştırmalar sonucu mantık öğesi içeren ve ürünlerin teknik özelliklerine ağırlık veren reklamların beynin karar verme ve duygu noktalarını harekete geçirmesine ve ürün sahipleri tarafından daha iyi bir iş çıkarıldığı görülse de müşterilerin algılarında kalan bilgilerin satın alma kararlarını etkileyememekte olduğu,

3. Mantık öğesi içermeyen fakat sağlıklı ve güzel bayanları/erkekleri gösteren reklamların beynin tek yerini uyarsa da daha kuvvetli bir uyarı gönderdiği için hatırlanma ve satın alma oranlarının daha yüksek olduğu,

4. "Meme" (okunuşu mim) kültürler arası insanların bilinçaltından yayılan basit ya da daha kompleks davranış şekillerinin pazarlama kampanyalarına ait reklamların en önemli çıkış noktası olduğu ve ürünlerin bu olgularla örtüşmeye çalıştığı, (örnek bir reklam olarak Sunrise'ın bu reklamına bakabilirsiniz).

İkinci konuşmacı olan Patrick ise "Re-think Marketing" başlıklı bir sunum paylaştı. Klasik olarak sunum başlığının her harfinin sunumun içeriğine yönelik ana konuları barındırıyordu. Bu konular ve temaları aşağıdaki gibi:
R: Relationship - İlişkileri Güçlendir
E: Efforts - Sürekli Çaba Sarf Et
T: Technology - Teknolojiyi Kullan
H: Hire New Kinds of People - Yeni Teknolojiye Hakim Kişileri Arana Kat
I: Ideas - Yeni Fikirler Oluştur
N: Never Sleep - Hiçbir Zaman Rekabetten Kopma
K: Keep Experimenting - Her Zaman Farklı Şeyleri Denemeye Devam Et

Genel olarak sunumun içerisinde Pazarlama organizasyonlarının geçmişte sürekli daha fazla para harcadığı, başarılı örneklerinde olduğu (BMW'nun Kuzey Amerika'da fiyatlarını %16 arttırırken bu reklam sayesinde satışlarını %12 arttırdığı) gibi başarısız örneklerinde çoğunlukla bulunabildiğini ve genellikle Pazarlama organizasyonlarının medya şirketlerinin müşterileri durumunda olduğunu belirtti. Devam eden ve günümüzde karşılaştığımız süreçte ise teknolojik değişimin Pazarlama organizasyonlarının kendilerine ait birer kanalları olduğunu ama bu kanalın yönetiminin müşterilere ait olduğunu ekledi. Bu duruma ek olarak ajanslarının iş hacimlerinin düşüş göstereceğini belirtti.

Patrick ayrıca bir önceki oturumda Uğur Özmen'in de değindiği verinin önemine de vurgu yaptı. Bu konu için Patrick özetle Verinin yeni yaratıcılık yolu olduğu ve müşterilerin iletişim bilgilerini ve tercihlerini ortaya koymakta dolayısıyla yeni ürünlerin tasarlanmasında çok faydalı olduğu. Örnek olarak da 68 İngiltere'de bir bankanın çok fazla adres değiştiren müşterilerine geçmiş verilerini göz önünde bulundurarak müşterilerinin son adreslerine her eski adresi için yeni bir zarfın iç içe bulunduğu ve son zarfın içinde "artık kendinize ait bir ev almanın zamanı gelmedi mi?" başlıklı bir mortgage kredisi tanıtımı gönderdiklerini anlattı.

Patrick'in ayrıca insanların özlerinde markalara inanmak istediklerini ve müşterilerde bu güveni sağlayan markaların başarıya daha yakın olduğunu (örnek olarak bu reklama bakabilirsiniz)  belirterek konuşmasını sonlandırdı...

6. Marketing Power Konferansı - I. Oturum: Müşteri Odaklı Ürün Yönetimi

Bugün 6. Marketing Power Konferansındayım. Müşteri Odaklı Ürün Yönetimi başlıklı ilk oturumun moderatörü konu ile ilgili herkesin tanıyabileceği bir isim olan Uğur Özmen'di.
Konuşmacılar arasında yer alan Akbank Perakende Bankacılık Dağıtım Kanalları Bölüm Başkanı Galip Tözge günümüzde çok malum olan bilgiler verdi. Galip Bey Akbank'ın Facebook üzerinde yaklaşık 850K fanı olduğu ve günde bu kanal üzerinden en az 100K müşteri ile iletişim içinde olduklarını belirtirken, orta vadede tüm müşteri hizmetleri yönetiminin sosyal medyaya kayacağını Çağrı Merkezi hizmetlerinin son derece küçüleceğini ya da yok sayılabilecek bir hale gelebileceğini ekledi. Bunu desteklemek içinde bundan 10 sene önce şubelerin Akbank'ın ana hizmet dağıtım kanalı olduklarını ama günümüzde bunun büyük ağırlıkla online alternatif kanallara geçmiş olduğu örneğini ekledi. Galip Bey'in bunun yanı sıra verdiği Facebook'tan Kredi Kartı Başvurusu alınması ile ilgili geliştirme örneğiyle yönetim olarak yukarıdaki açıklamasının ne kadar arkasında olduklarını gösteriyor.

Bu oturumun bir başka katılımcısı da Migros Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cem Lütfi Rodoslu. Cem Bey'in Migros'un 7 bölge, 68 ilde, toplam 720 mağazada 8.5M tekil müşterilerine hizmet verdiklerini, rekabette üzerinde durdukları en önemli iki noktanın müşterilerin birebir karşılaştıkları raf yönetimi ve "sadece Migros'ta" konsepti ile sundukları ürün gamları olduğunu belirtti.


Uğur Özmen'in oturum sonunda yaptığı kısa konuşmada ise müşteri odaklıklılığın en büyük farkının bir hizmet/ürün sağlayıcısının müşterilerini aldıkları ürün harici de tanıyabilmesi ve bu bilgilere göre stratejilerini belirleyebilmesi olarak özetledi.

15 Mart 2012 Perşembe

Tristram Yolcuları Çantalarını Hazırlasın!!!

Çıkacak, ertelendi, betaya çıktı, yetenek ağacı yenilendi, erteleniyor mu, 2012 ikinci çeyreğe mi kaldı, 2013'den önce çıkmaz, PVP oyundan sonra gelecek derken Blizzard sonunda beklenen duyuruyu yaptı ve Diablo III'ün 15 Mayıs'ta piyasa çıkacağını belirtti. Battle.Net'ten ön siparişlerde açılmış durumda.

Scotty tası tarağı toplamaya başla, yanına bol miktarda cips, kola, çay, kahve, ekran kartı, ram, 22" üstü monitör ve yaza rastgeleceğimiz için klima al, yola çıkıyoruz... Işınlamakla olmaz, birebir gideceğiz, dere tepe düz geçeceğiz ve Tristram'ın ahalisi olacağız. Aslında muhtardan transfer kağıdımızı alıp ikametgahımızı da Tristram'a geçirelim...

Tüm Diablo severlere selam olsun...

Amazon'un Kindle Fire'ı Discovery İle Güçleniyor...

Amazon dün duyurduğu anlaşma ile Kindle Fire'ın video içeriklerini arttırmakta kararlı olduğunu bir kez daha kanıtladı. 2011 dördüncü çeyreğinde 4.7 milyon satış adedine ulaşan Kindle Fire, aynı dönem Android işletim sistemi ile satılan ürünlerin %17'lik bir kısmını tek başına oluşturmakta.

Discovery ile yapılan anlaşma sonucu Amazon, takribi 3 milyon Kindle Fire premium müşterisine (kendileri Kindle Fire'ın tüm içeriklerine karşılık ayda $79 ödemekte) 2.000 farklı başlığın daha açılmasını sağladı.

Kindle Fire henüz penetrasyon olarak iPad'in gerisinde gibi görülsede Amazon şu anki istatistiklerine sadece Amerika'daki satışlarından elde etmiş durumda. Amazon Kindle Fire'ı uluslar arası piyasalara, içerik politikasını da lokalize olarak ama ana temasından (belgesel, bilim ve bilgilendirme odaklı video & e-kitap içeriği sağlama) ödün vermeden giriş yapacak olursa çok yakında etrafınızda iPad'den çok Fire Kindle görmeye başlayacaksınız.

Bu gelişmeler tabii sadece Amazon ve Apple arasındaki bir rekabetin sonuçları olarak görülmemeli. Zira altında çok daha eski bir rekabet, işletim sistemleri savaşları yatmakta. Android işletim sistemli Kindle ile iOS'lu iPad'in karşılaşması Amazon'un yanına Google'ı da çekmekte.


Perdenin arkasında da derinden gelen ve bu pazarda erimekte olan kuvvetini Windows 8 ile tazelemeye çalışan Microsoft'ta mevcut. Ama bu çarpışmanın arasından Microsoft'a mobil pazarda pek bir şey açılmaz diye düşünüyordum. Taki ufak bir arama yapıp Lenovo IdeaPad Yoga ile karşılaşana kadar. Hemen sol tarafta gördüğünüz Yoga Ultrabook ile Tablet arası bir melez.



Windows 8'in özellikle ARM chipsetli donanımlarla yani hem Android hem de iOS uyumlu donanımlarla da çalışabilir şekilde tasarlanmış olması donanım üreticilerininde dikkatini çekmek içindir diye düşünüyorum. Başarılı olur mu? Hiç zannetmiyorum.


4 Mart 2012 Pazar

Telekom Sektöründe Marka Ortaklıkları

Marka Ortaklıkları; günümüzde sosyal medyanın fethi ile online alanda da pek çok farklı uygulamalara olanak vermekle birlikte ve müşteri elde tutma yönetiminde en önemli araçlardan biri olarak konumunu koruyor. Marka Ortaklıkları, isminden de anlaşılabileceği gibi iki ya da daha fazla markanın/firmanın belirli bir ürün/hizmet üzerinde birleşerek ortaklaşa pazarlama çalışmaları yapması olarak tanımlanabilir.

Marka Ortaklıkları çalışmalarında şirket ve müşteri açısından başarı kriteri sağlıklı bir CRM verisi üzerinden hedeflenmiş kampanyalar yaratmaktır. Dolayısıyla bu tip çalışmalarda belirli bir müşteri kitlesine odaklanarak daha başarılı işler çıkarılabilir.

Çok basit bir örnek olarak genç ve teknolojiyi takip eden müşterilerine ek imkanlar sunmak isteyen bir firmanın bu müşterilerine özel olarak iletişim başlatıp, bir tekno market ile x ürünü üzerinde bir kampanya yapılması örneğini verebiliriz.

Günün sonunda Pazarlama kampanyalarının verimliliği rakamlarla belirtilmediği müddetçe uzun vadede kaçınılmaz son olarak Üst Yönetimler tarafından "gereksiz harcamalar" başlığı adı altında rahatlıkla toplanabilir. Marka Ortaklıklarında sağlıklı CRM verisinin yanı sıra geri dönüşümü tespit etmek için;
1. İletişim yapılan müşterilerin yüzde kaçının kampanya için başvurduğu,
2. Başvuranların hizmet/ürün kullanım yoğunluklarındaki farklılaşmasında korelasyon olup olmadığı
3. Kampanyalardan faydalanmayanlara oranla en azından firma/marka ile çalışmaya devam etme oranlarında pozitif bir etki olup olmadığı,
4. Kampanyadan faydalanan ve faydalanmayan müşterilere yapılan memnuniyet oranları arasındaki farklar (ki burada müşterilerin geçmiş deneyimlerini de unutmadıklarını göz önünde bulundurmak önemli), takip edilebilir.

Pek tabii gerçek ürün/hizmet içeriğinin tek başına Marka Ortaklıkları ile müşteriler tarafından seçilmesine yeter şart olmayacağını göz önünde bulundurmakta gerekli. Yine de bu çalışmaların müşteri algısında genel olarak pozitif bir bakış açısı ya da müşteri deneyimini iyileştirici bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Buraya kadar anlattıklarımı bir girizgah olarak kabul edip, yazının da sebebi olan Telekom sektöründeki örneklere geçebiliriz. Örnekleri Türk Telekom, Turkcell, Vodafone ve AVEA'dan aldım.

İlk olarak sabit telefon pazarında lider konumda bulunan Türk Telekom'dan başlayalım. Türk Telekom'da 31 Mart 2012 tarihine kadar AVIS'ten günlük araç kiralamada tüm model araçlara %30 indirim ya da aylık kiralamada Ford Focus model araçlar için 1.450 TL + KDV'lik bir kampanya bulunuyor.

Cep telefonu pazarında lider olan Turkcell'in ise bu alanda tüm müşterilerine sunduğu altı kampanya mevcut.

Arçelik ile yapılan kampanyada bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, buzdolabı, lcd tv, çay makinası, fırın ve MP3 player ürünleri için 200 ile 20 TL arasında değişen indirimleri bulunuyor.

Kamil Koç kampanyasında firmanın sitesinden yapılan her bilet alışverişinde 5 TL'lik puan Turkcell tarafından müşterilerin Yol Kartlarına yatırılmakta. SunExpress, Özsüt, Trendyol ve Yataş'ta diğer kampanyalar arasında.

En gözle görülür segmente kampanyalar yapan şirketlerin başında Turkcell yer almakta. İlk bakışta segmentlerin müşteri profili değil ürün/hizmet kullanım odaklığı olduğu düşünülebilir. Fakat Turkcell'in artık ayrılmaz birer parçası olan GençTurkcell ve Platinium'un yanına Profesyoneller Kulübü, Akıllı Kadınlar Kulübü gibi segmentlerinde getirilmiş olması çalışmanın gerçekten de segmentasyondan yola çıktığını gösteriyor. Her gruba ait özelleşmiş indirim ve avantajlar çok daha detaylı sayfalarla müşterilerin bilgisine sunulmakta.

Vodafone'da ise bu alanda Freezone kampanyaları mevcut. Turkcell'in GençTurkcell'ine bir yanıt olarak görülen Freezone'da gençlere yönelik, alışveriş, yemek ve eğlence kampanyaları görülüyor.

AVEA tarafında bu konu ile ilgili bir site yer alıyor. Avantaj AVEA isimli sitede AVEA'nın diğer markalarla yapmış olduğu tüm ortak çalışmalar bulunuyor. Giyimden, bilgisayar kurslarına kadar pek çok markada AVEA'lılara yapılan indirimler buradan görülüyor. AVEA'nın kendi sitesinde ise Teknosa'dan yapılan MP3 çalar alışverişi için www.aveamuzik.com.tr'den 200 mp3 formatında şarkı indirim hakkının verilmesi, THY Mil ve İş Bankası Maksimum Kart ile yaptıkları indirim kampanyaları görülüyor.


Marka Ortaklıkları alanında daha segmentasyon odaklı ve daha fazla müşterilere fayda sağlayan kampanyaları görmek ümidiyle...

27 Şubat 2012 Pazartesi

Cloud Gaming - Bulut Oyun

Cloud Gaming yani Bulut Oyun (BO) dünyada hızla gelişmekte olan bir sektör. Bulut Bilişim'in ufak bir parçası olarak görülse de pc kullanıcılarının hayatlarını büyük oranda olumlu yönde değiştirecek bir teknoloji.

BO için sağlıklı bir geniş bant erişimi gerekli. Bu alandaki en önemli şirketlerden biri olan Onlive'ın belirttiği standartlara göre HD kalitesinde görüntü için en az 3.5 Mbps bağlantı hızı şart. İnternet bağlantısını piyasadaki oyun konsollarına yakın makyajı bulunan bir thin client'a bağlayarak hizmet sağlayıcımızın sunucusuna anında erişiyor olacağız. Ardından hızla single/multi player ne isterseniz ufak odanızın en değerli parçası ile yaşadığınız maceraları artık salonunuzun en rahat yerinde kolayca yaşamaya devam edebileceğiz.

BO sayesinde hepimizin muzdarip olduğu upgrade kavramı tamamen tarihe karışacak. Evet, bu orta/uzun vadeli bir gelişme olabilir Türkiye için, ama bu pazara girecek sağlam şirketler büyük bir olasılıkla hem ilk müşterilerden çok iyi bir gelir elde edecek hem de Türkiye genelinde yaygınlaşmaya gittiğinde rekabette öne geçecek. Evlerinde yeni nesil konsolları da bulunan kişiler için konsollara yapılacak yatırım bile artık avantajını kaybedecek. Örnek vermek gerekirse bu yılın oyunu olan PES 2012 Amazon'da 38,98$'dan satışa sunulurken, 39$'a Onlive üzerinden satılıyor. Hem de Onlive'da ürünü aldıktan itibaren anında oyunu oynamaya başlayabilirsiniz. Yanında PC'nize yapacağınız ekran kartı, ana kart, ram, hdd, monitor vs harcamalarını katmıyorum bile. Oyun bu kadardır da aylık üyelik falan vardır diyenlerde olacaktır, onun fiyatıda sadece 9.9$. Yukarıda belirttiğim thin client ve kontrolörün fiyatı ise sanırım 90$ civarındaydı.

BO'nun genel işleyişi yukarıdaki şekilde. Türkiye'de bu ne kadar yayılır derseniz, TTNET'in 2011 yılında yapmış olduğu bir araştırmaya göre yaklaşık 18 milyon hanenin 8 milyonunda yani %43'ünde bir bilgisayar mevcut. BTK 2011 son çeyrek raporuna görede 9 milyon hanede geniş bant internet mevcut. Yani pazar kurulmuş, sadece teknolojinin tanıştırılmasını bekliyor. Hele ki genç nüfusun ve teknoloji harcamalarının ülkemizde son derece üst seviye de olduğunu, üstüne üstlük ürün ne olursa olsun doğru bir pazarlama kampanyasının desteği ile (Ipad/Iphone :) ) muamma etkisi yakalarsa her eve girmesi kaçınılmaz olacaktır düşüncesindeyim.

Aşağıda görebileceğiniz gibi özellikle gelir seviyesi de yüksek olan İstanbul'da ADSL penetrasyonu %50 seviyesini aşmış durumda. Türkiye genelinde Doğu illeri hariç %20'nin üzerinde penetrasyon mevcut. Hem TTNET hem de Turkcell ile başlayan Fiber İnternet hizmeti de geniş bantın hem hız hem de kullanım yoğunluğu olarak Türkiye'nin daha da büyüyeceğini gösteriyor. Bu da sektörün rahatlıkla Türkiye'de ayakta kalabileceğinin göstergesi.







17 Şubat 2012 Cuma

The World Is in Play...


Sony PS3 için çıkardığı son reklamla bu alanda ne kadar profesyonel olduğunu göstermişti. Şimdi de PS Vita için yaptıkları reklamla doruğa çıkmış görülüyorlar. Gerçekten çok güzel bir reklam. Kumsalda sevgilisinin yanında duran arkadaşın bir anda Omaha Çıkarmasına katılması ve reklamın sonunda bağırarak söylediği PS Vita sloganı "and the world is in plaaay" reklamda en sevdiğim an...

15 Şubat 2012 Çarşamba

Sosyal Medyanın Yükselen Yıldızı: Gamification/Oyunlaştırma

Oyunlarla çok haşır neşir olsun olmasın, sanırım Facebook hesabı olan (ben hariç - casual gamer olmadım daha ben Scotty!!!) pek çok kişinin Facebook'da çok daha fazla vakit geçirmesinin nedeni olarak Farmville ve benzeri tarayıcı tabanlı oyunlara bağlayabiliriz.

Bu tip oyunlarla Facebook üyeleri daha fazla puan kazanmak, açılmayan oyun içi eklentilerini açabilmek, buradan aldıkları prestiji (herhalde diyecektim ama bir arkadaşıma sorduğumda bunu doğruladı: en büyük tarlası olan) vb nedenlerle daha çok arkadaşını bu oyuna katmak istiyor. Facebook tarafından bakarsak bu tip ufak oyunlar, Facebook'un penetrasyonu ne kadar yüksek olsa da yeni üye sayısını sürekli arttırmasını sağlayabilmekte.

Bu tip uygulamalar 2010 yılından itibaren Gamification/Oyunlaştırma (tamamen benim bulduğum bir isimdir) olarak adlandırılmakta. "Oyunlaştırma" şirketlerin müşterileri ile daha uzun soluklu ilişkiler kurmakta kullanılabildiği gibi kendi personelini eğitmekte ve/veya performanslarını geliştirmekte kullanılabilmekte.

Daha açık olarak belirtmek gerekirse; Oyunlaştırmanın asıl amacı yukarıdaki Facebook örneğindeki gibi müşterilerin/çalışanların online olarak geçirdikleri vakitlerin daha uzatılması ve kendilerinden beklenen görevleri/aksiyonları/içerik yaratımını proaktif bir şekilde yapmaları olarak özetleyebiliriz.

Gartner tarafından hazırlanan raporda kendi analistleri tarafından yapılan tanıma göre ise "oyunlaştırma": "Araştırma geliştirme, pazarlama, eğitim, çalışan performansı, sağlık ve sosyal değişim gibi oyun barındırmayan platformlara oyun mekaniğinin uygulanması" olarak özetlenmiş.

Hizmetlerini/ürünlerini oyunlaştırma ile oluşturmuş şirketlerin web sitelerinde yukarıdaki iki değişkende olumlu değişimler olduğu gibi kampanya hatırlanma ve ulaşma oranlarının da "oyunlaştırma" kullanmayan firmalara nazaran daha iyi sonuçlar elde edilmekte.

Oyunlaştırma alanında önde gelen firmalardan birisi Badgeville. Electronic Arts ve Zynga gibi lider oyun geliştiricilerinden ve Salesforce.com, American Express gibi önemli CRM iş yapış şekilleri oturmuş firmalardan yaptıkları insan kaynağı transferleri ile alanında lider durumda. Her ne kadar bir start up şirketi olsa da, Badgeville'in müşterileri arasında Samsung, Deloitte, ca Technologies ve Bluefly gibi devler mevcut. Şirketin kendi istatistiklerine göre yaptıkları uygulamalar sayesinde %25 ile %150 arasında değişen online müşteri aktiviteleri artışına ulaşmaktalar.

Gartner'ın yukarıda verdiğim raporunda belirtildiğine göre 2014 yılına kadar ar-ge fonksiyonu barındıran şirketlerin en az yarısının mutlaka oyunlaştırma alanında uygulamaları olacak. Raporda verilen örnekte İngiltere Çalışma Bakanlığı'nın yaptığı Fikir Sokağı (Idea Street) isimli oyunlaştırma uygulamasında ilk 18 ayda 120.000 kişilik organizasyonun 4.500'ü hesap yaratmış. İçinde bir puan sistemi barındıran ve katılımcılara başarılarına göre sınıflandıran uygulamada 1.400 fikir üretilirken bunların 68 adedi hayata geçirilmiş. Bu sayede herhangi bir zorunluluk hissi yaratılmadan organizasyonun bilgi ve arge yönetimi bu kanal üzerinden yürütülmüş.

Oyunlaştırma uygulamaları online sosyal medyada bir kanalı bulunan şirketler için ayrıca sadakat programlarında da kullanılabilmekte. Örneğin Bluefly Badgeville ile yaptığı çalışma ile mevcut ürün gamında nasıl değişiklikler yapmaları gerektiğini oyunlaştırma uygulamarı sayesinde  müşterilerinden edinebilmekte. Bluefly'ın uygulamasında üye olan müşteriler sanal bir dizayn firmasını yönetmekte ve kendileri gibi gerçek müşteriler tarafından yarattıkları sanal ürünlerin geri bildirimlerini anlık olarak alması sağlanmakta. Bu sayede ürün gamını müşterilerinin isteklerine göre yenileyen Bluefly'ın sosyal medyada son derece gelişmiş bir topluluğu bulunuyor.

Bir araştırma firması olan M2 yaptığı araştırmalarda Oyunlaştırma konusunda yatırım yapan firmaların %33'ünün marka sadakati, %22'sinin marka bilinilirliği ve geri kalan %45'ininde kullanıcı iletişimi konularını hedefleyerek yatırım yaptığını ortaya çıkardı. Araştırmanın içerisinde yer alan bir tahmine göre 2010 yılında toplam sosyal medya harcamalarının %3 civarında olan oyunlaştırma harcamalarının 2016 yılında %35 seviyelerine kadar yükseleceği belirtilmekte.

Önümüzdeki yıllarda adından sıkça söz ettirecek olan bu uygulamanın kısa sürede yoğun bir şekilde Türkiye'de de görülmesi umuduyla...

10 Şubat 2012 Cuma

Yaz Gelmeden Tristram'a Ayak Basamayacağız...

Scotty bunu hiç söylemek istemezdim ama aylardır kapalı betada oynanmakta ve karşılaşılan sorunlar nedeniyle iki sefer büyük geliştirme ile yüzleşmiş olan Diablo III ne yazık ki bir ertelemeye daha kurban gitti.

Tristram'a ayak basacağımız gün en kötü Haziran'a kalmış görülüyor. Yaz aylarının başlangıcında yapılacaklar listesine bir de Tristram'a açık bilet alınması yönünde aksiyon koyalım lütfen Scotty. Bilet bulamazsan ışınlarsın artık...